NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR

Cavid Memmedli 07/08/2013

Bayramlar, sevinç ve mutluluğun ifadesidir.

Bayramlar, umutların tazelendiği gündür.

Bayramlar, ailenin öneminin vurgulandığı gündür.

Bayramlar, özlemlerin son bulduğu, küskünlerin barıştığı gündür.

Bayramlar, sevgilerin mutlulukların paylaşıldığı gündür.

Her bayram geldiğinde geçmişe özlem duyularak  “Nerede o eski bayramlar” sorusu toplumda hep sorulur. Demek ki geçmişteki gibi bayramları yaşayamıyoruz.

Eski bayramlarda, hazırlıklar, tatlı bir telaşla günler öncesinden başlardı. Sevinçten, heyecandan yerimizde duramazdık. Yeni elbise, yeni ayakkabı, yatağımızın başucunda sabahı zor ederdik. Belki de seçebileceğimiz başka giyeceklerimizin olmayışından bu kadar çok önemsiyorduk. Şimdiki gibi, çocuklar ne isterse hemen alınmazdı. Evler temizlenir, bayrama özgü alış veriş yapılır, yöresel yemekler, tatlılar hazırlanırdı. Ziyaret edilemeyen yakınların bayramı telefonla ya da elektronik postayla değil, içine birkaç fotoğraf konulmuş kartpostallar gönderilerek kutlanırdı.

Bayram namazından hemen sonra, gruplar halinde mezarlıklar topluca ziyaret edilir dualar okunurdu. Köyde bulunan hastalar ziyaret edilirdi. Sonra aileler arasında, komşularla, akrabalarla bayramlaşırdı. Çocukların, bayram harçlıklarına kavuştuğu an görülmeye değerdi. Torbalarla topladıkları bayram şekerlerini büyük bir hazine gibi korurlardı. Yedikçe yeniden sayım yaparlardı. Ailece yapılan kahvaltılarının, öğünlerde yenen yemeklerin lezzeti bayram günlerinde bir başkaydı. Bir kaç günde olsa çok büyük mutluluklar paylaşılırdı.

Bayramlar, küçük yerleşim yerlerinde yinede öncekilere benzer şekilde yaşanıyor olabilir. Ancak büyük kentlerde günümüze göre eski bayramlar çok farklıydı.

Günümüzde bayram ziyaretleri, bir güzellik ve mutluluk olarak görülmüyor, bir an önce yapılması gereken, zoraki bir görevmiş ve sıradan çıksın diye bakılıyor. Bayram ziyaretleri oldukça azaldı. Yapılan ziyaretlerin çoğu da geniş zamanda yapmamız gereken hasta ziyaretleri, yaşlı ziyaretleri amaçlıdır. Artık kapıların zilleri çalmıyor komşuların çocukları bile gelmiyor, dört gözle beklediğimiz sevdiklerimiz neredeler? Anlayacağınız hepimiz değiştik. Çocuklar eski bayramları bilmediği için armağanlarıyla, harçlıklarıyla yine ailede en çok bayramı yaşayan kesimdir.

Günümüzde, özellikle de yoğun iş temposu nedeniyle bayramlar tatil ya da dinlenme fırsatı olarak değerlendiriliyor. “Çekirdek aile”nin hısım akraba ziyaretleri yapmak yerine tatile çıkması ve bu yüzden de el öpenlerin azalması sonucu büyüklerin bayramları daha bir ”buruk” geçiyor. Eski bayramlar, “Tatil” oldu.

    Eski bayramların anlatımını şair Alaeddin İkican’ın (Yitik Bayramlar” adlı şiirinde görelim.

 

YİTİK BAYRAMLAR

Dedemin pamuk elleri,

Halamın candan gözleri,

Bayram gecesi tatlı hayalleri,

Nerede bıraktık hatırlıyor musun?

 

Necibe teyzeden ikramın akidesi,

Tahsin amcanın beyaz yirmi beşliği,

Naylon torbalarda peynir şekeri,

Büyük sermaye idi biliyor musun?

 

Özenle hazırlanmış baklava tatlısı,

Olmayanlarda bayram sıkıntısı,

Bayramların vazgeçilmez safsatası,

Mantar tabancaları, çatapatları unutuyor musunuz?

 

Mazide kaldı eski güzel bayramlar,

Misafir rızkıyla gelir diyenler,

Artık bayramlar güzelliğini yitirdiler,

“Şimdi bayram gelmiş neyime” dediler.

 

       “Nerede O Eski Bayramlar” derken herkesin hatırladığı anılar farklılık gösterse de, gelişen teknolojiyle birlikte alışkanlıklarımız değişse de eskiye özlem duysak da tüm okurlarımın ve ülkemin birlik, beraberlik, dostluk içinde huzurlu, mutlu bayramlar geçirmesini diliyorum.
 

Yazan: Songül Dündar