NOVRUZ BAYRAMINIZ MÜBAREK!

Cavid Memmedli 20/03/2014

Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Yönetim Kurulu olarak tüm Türk Dünyasının ve Dernek üyelerimizin Novruz Bayramını kutlar, Novruz Bayramının sofralarımıza bolluk ve bereket getirmesini dileriz.

Nevruz, Türk dünyasının zamanla, takvimle, doğa ile bağlı gelenekler toplusudur. Yalnız halk hafızasında değil salname, tarihi eserlerde ve seyahatname gibi yaşayan, sözlü ve yazılı edebiyata da geniş şekilde yansıyan Nevruz, milli bilinç faktörü olarak da büyük önem taşır. Bütün Doğu dünyasına yayılmış olan Nevruzun Türkler için önemi ve ihtişamı bir başka olmuştur. Kökü Sümerlere kadar uzanan günümüz dünyasında ise çok geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Nevruz tüm Türk Dünyasının ortak değeri sayılabilir. Kaynaklar Türklerde yılbaşı gününün, baharın başlangıcında olduğuna işaret etmektedir. 12 hayvanlı Türk takviminde yılbaşı, 21 Mart yani Nevruz günüdür. Türkler bu güne “Yeni Gün” demektedirler. Nevruz – Yeni Gün geleneği Doğudan Batıya bütün Türk dünyasında asırlardan beri sürdürülmektedir. Hunlarda ve Turfan Uygurlarında Yeni Yıl Festivali veya Soğuk Yemek Festivali yaygın halde ilkbaharda kutlanmıştır.

Eski kaynaklarda 21 Martın Ergenekon’dan çıkış, yani Kurtuluş Günü olduğu ve bu nedenle bütün Türkler tarafından önemli bir tarihi gelenek olarak kutlandığı yazılmaktadır. Fakat şu da düşündürücüdür: Astronomik bilgileri çok iyi olan atalarımızın Kurtuluş Günü olarak takvimin bu gününü seçmeleri belki de tesadüf değildir. Ergenekon’dan çıkış Türklerin özgürce yeniden tarih sahnesine çıkmasıdır. Bu özgür hayatın başlangıcının yeni yılın ilk gününe denk gelmesini bu özgürlüğün ebedi olması arzusunun ifadesi olarak da saymak mümkündür. Günümüze kadar süregelen inanışlarımızda “Yeni yıla nasıl başlanırsa sonuna kadar öyle devam eder” düşüncesi, belki de o günlerin hatırası olarak yaşamaktadır.

Yeni Günün mit esası ise Sümerlere dayanmaktadır. Bir Sümer efsanesine göre kışın bereket tanrısı Tammuz’un ölümü ile tabiat da kış uykusuna gider, sanki ölür. Mahsul, bereket tanrıçası İnanna-İştar tarafından Tammuz’un ölüm tanrısı Nergal’in yer altı dünyasından hilası, kurtarılması ile doğa da canlanır. Tammuz’un, dolayısıyla doğanın ölüm uykusundan kalkması halk tarafından kutlanmıştır. Bu efsane Türklerde Ölen / Öleng adı ile bilinmektedir.

XI. yüzyılda Nizamü-l Mülk’ün “Siyasetname” eserinde Nevruz Yeni Günle ilgili bilgiler verilmiştir. Bu bilgilere göre bayrama birkaç gün kala Padişah sarayının kapıları halka açılır. Herkes ne sözü şikayeti olursa Padişaha söyleyebilir ve herkesin isteği mümkün mertebede yerine getirilir. Hükümdarların bayram zamanı genel af yaptıkları, mahkumları serbest bıraktıkları bilinmektedir. Türklerde yeni yılın ilkbaharda güneşin ilkbahar gece-gündüz eşitliği zamanında kutlanması ile ilgili 15. yy.’a ait bir yazma eserinde: Ebu Hace İbn Adil’in İhtiyarat-ı Kavaid-ı Külliye isimli eserinde de bilgi verilmektedir.

Azerbaycan’da Bayram öncesi her taraf temizlenir, evler, eşyalar pırıl pırıl olur, halılar-kilimler akarsularda yıkanır. Bu gelenek hemen hemen tüm Türk topluluklarında vardır. İlkbaharın barlı bereketli gelmesi arzusuyla tabaklarda buğday yeşertilir- buna semeni derler. Semeni dışarıda henüz kışın soluğunun hissedildiği bir zamanda insanların yeşillik arzusunun ifadesidir. Semeni Kırgız ve Özbeklerde sümelek-sömölök adı ile bilinir. Bayram şenlikleri başlamadan önce mezarlıklara gidilir, mezarlıkların bakımı yapılır ve ölenlerin ruhuna Fatiha okunur. Nevruzda doğan erkek çocuğa Nevruz ismi verilirdi. Karakalpaklar Nevruz günü doğan erkek çocuğa Nevruz veya Nevruzbay, kız çocuklara ise Nevruzbike diye ad verirlerdi.

Nevruzda küsülüler (birbirine dargın olanlar) barışır, bütün dargınlıklar, kırgınlıklar bahar güneşinin dokunduğu kar gibi erir gider. Komşular, akrabalar birbirine evlerinde bizzat hazırladıkları yiyeceklerden bayram payı gönderirler. Çocuklara yeni elbiseler alınır. Çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar Nevruz akşamı onlara hiç kimse kızmaz, onları azarlamaz. Bayramda yeme-içme kültürü olarak yumurtalar kırmızıya boyanır, buğday kavrulur, kavurga yapılır. Özel bayram tatlıları olan şekerbura, baklava ve şorgoğalı yapılır. Bayram akşamı ister zengin olsun, ister fakir olsun, her evde aş-pilav pişirilir. Masanın üzerine çeşitli çerezler dizilir. Bu gecede genç kızlar kulak falına çıkar. Kalbinde bir niyet tutar, yaklaştığı kapıdan duyduğu ilk sözle, cümleyle kıyaslar. Duyduğu hoş sözler ise kalbindeki niyeti olacak demektir. Bunun için de herkes evinden hoş söz duyulmasını, bir gönlü sevindirmeyi ister. Evlerde yalnız sevinç olur, gülüş olur, yalnız iyi şeyler, hoş sözler konuşulur.

Genç kızlar toplanarak yüzüklerini su dolu kaba salarak kalplerinde bir niyet tutarlar. Aralarından birisi bayatı (mani) söyler, elini suya daldırıp yüzüklerden birini çıkarır. Çıkarılan yüzüğün sahibinin niyeti, söylenen bayatının anlamı ile kıyaslanarak eğlenilir. Hem Azerbaycan, hem de Nogay Türk gençlerinin büyük salıncaklar kurarak sallanması da oyunlar arasında yer alır. Bir inanışa göre eski yıldan yeni yıla geçildiğinde akarsular durur, ağaçlar secdeye gelir. O anı kim görse derhal kalbinde bir dilek tutar. O dilek kabul olur. Yine bayram gecesi görülen rüya gerçek olur derler. Nevruz günü yağmur yağarsa “gelecek yıl çok iyi, bereketli olacaktır” inancı da halk arasında yaygındır.

Sabaha karşı genç kızlar, gelinler akarsu üzerine giderler. Yeni yılın gelmesi ile değiştiği düşünülen yeni suda ellerini, yüzlerini yıkarlar. Su üzerinden atlar, “ağırlığım, uğurluğum (yani kederim, sıkıntım, zorluklarım) burada kalsın” derler. Evlere taze su götürülür, götürürken içine pınardan alınan ve bereket taşı diye düşünülen taş atılır. Ailede herkes bu sudan severek içer. Yine pınardan alınan bereket taşları, unun, tuzun, buğdayın içine de atılır.

Azerbaycan’da üç gün süren Nevruz kutlamaları bütün Türk topluluklarında severek kutlanmaktadır. Kazaklar bu güzel güne “yeryüzüne iyiliğin geldiği gün”, “ulusun ulu günü”, “yeşilliklerin canlandığı gün” isimlerini verirler. Ülkelere ve zamana göre farklı adetler, uygulamalar olsa bile Nevruz yukarıdaki adetlerin verdiği mesajlarda olduğu gibi barış, hoşgörü, dayanışma, umut, sevinç, mutluluk demektir.